Otomobil Basınının Renkli Simalarından Ahmet Said Özen’le Dergicilik ve Drift Üzerine Konuştuk

Sadece otomobil gazeteciliği ile kalmayan Ahmet Said Özen, Drift’i Türkiye’ye tanıtan isimlerden biri oldu. Yaptığı aykırı işler Türkiye’de tuning sektörünü geliştirdi ve birçok konuda öncü oldu. Ahmet Said Özen ve renkli hayatını birde ondan dinleyelim. 

 

Ahmet Said Özen, bu sektöre nasıl başladı?

Ben içime kapanık bir çocuktum, onun için de çok arkadaşa ihtiyaç duymuyordum.Televizyonda da sürekli Can Ünlü’nün hazırladığı START programını izliyordum. Sonra programda dedi ki İncirli’de Ralli Cross var. Ben hayatımda ilk kez yarış seyretmeye Bahçelievler’den İncirli’ye gittim. Sonra yarış esnasında farkettim ki bu çok güzel bir dünya ve benim bir şekilde bu dünyanın içinde olmam lazım. Yarışamazdım çünkü daha yeni yeni araba kaçırmalarım başlamıştı ve yeni öğreniyordum araba kullanmayı. Sonra fotoğraf çeken abileri gördüm. Ben de fotoğrafçı olarak bu dünyada olmaya karar verdim. Sonra babamdan bana fotoğraf makinası almasını istedim. Çok şaşırdı bana. Almanya’dan Praktica marka bir fotoğraf makinası, çantası, tripod, yirmiye yakında film makarası ve Almanca, makinanın kullanımını anlatan bir kitap getirdi. İlk başta makinanın ayarlarını anlamak için sokakta, orda burda fotoğraflar çekip, çektiğim fotoğrafları da hangi ayarda çektiysem yazıyordum. Her makarasında iki poz ya çıkıyordu ya çıkmıyordu. Sonra ayarlarını öğrenip ralliye gittim. Boğaziçi Rallisiydi galiba. Yine etap İncirli’den geçiyordu. Önümde bir Renault  11 takla attı ve ben bunu fotoğrafladım. Bu fotoğrafı çok beğendim ve karta bastırdım. Bu fotoğraf bende kalmamalıydı, ben de dergileri arayıp fotoğrafın yayınlanmasını istedim, fakat muhattap bulamadım. Sonra Samandıra’da bir yarışa katıldım. Orada bir takla fotoğrafı daha çektim. Sport dergisinden Abdullah Kutay’ı aradım. “Abi böyle bir fotoğraf çektim”dedim. Abdullah Kutay da gel konuşalım dedi. Mecidiyeköy’deki ofislerine gittim. Dedim sadece fotoğrafta imzam olsun başka birşey istemiyorum. O da tamam dedi. O derginin çıkacağı güne kadar ki olan süre bir türlü bitmedi hergün bayiye gidip dergi çıktı mı diye soruyordum. Yine bir gün sordum ve bu sefer evet çıktı dediler. Hemen dergiyi alıp resmimin olduğu sayfayı açtım. Resmin altında ismim vardı. Tüyerim diken diken olmuştu. O fotoğraftan sonra ben rallilerde fotoğrafçı çocuk olarak anılmaya başladım. Fotoğraf çok iyiydi ve herkes kendi dergisi için benden fotoğraf istiyordu. Bir süre  daha Sport dergisinde çalıştım, ardından Dünya Gazetesine girdim. Gazetenin Oto Moto Spor diye bir dergisi vardı. Oto Moto Spor’da hem yazıyordum hem de fotoğraf çekiyordum. Testleri yapmaya başlamıştım. Ehliyeti yeni almıştım fakat bundan onların haberi yoktu. Daha sonra Magazin Otomobil ve Motorbike dergisinde çalıştım ardından askere gittim geldim. Tekrardan Auto Moto Sport’ta çalışmaya başladım.. Auto Moto Sport’ta test yazıları yazmaya başladım.

Tuning  işine ne zaman girdiniz?

Auto Moto Sport’ta Nurican Hızır ile birlikte test yazıları yazmaya başladık fakat ben bir değişiklik arayışındaydım farklı bişeyler yapmalıydım. Tuning yazmaya karar verdim. Kimsenin Tuning üzerine pek bir bilgisi de ilgisi de yoktu. Ben yazamaya başlayınca ilk yazımdan itibaren Tuning ilgi çekmeye başladı. O süreçte iki  test, bir modifiye(tuning), eğer motosporu varsa bir de motor sporu yazıyordum. Daha sonra bizim dergi kapandı, ben de Auto Haber’ e geçtim. Belli bir süre orda çalıştıktan sonra tekrardan Auto Show’da çalışmaya başladım. AutoShow’da çalışırken kendi dergimi açmaya karar verdim. O süreçte kime tuning dergisi yapacağım desem herkes benle dalga geçti. Satmaz, tutmaz diye. Sektörden bir tek Ethem Genim destekledi.

Ben hep kendimi şöyle tanımlarım ‘Yapılmayanı Yapmak

Bir ortak ile birlikte Tuning Türkiye‘yi kurduk. Türkiye’deki  ilk Tuning dergisi. Her şey çok iyi gitti. Sonra ortakla ya poster ya da dergiyi poşetleyip poşetlememek gibi saçma bir sebepten dolayı yolları ayırdık. Ben de TR Tuning’i kurdum.

 

TR Tuning kapağıyla kağıdıyla içeriği ile gerçekten de çok keyifli bir dergiydi.

Derginin tasarımı için ben Almanya’ya gittim, eğitim aldım. Dergi için çok emek verdik ve bu satışlara da yansıyordu. O dönem ortalama bir dergi  6-7  bin civarı satarken biz 11-12 bin civarında satıyorduk. Rakibim diğer dergide bu rakamlarda satıyordu. Biz sözümüzün sonuna kadar arkasında olan bir dergiydik. Bir gün, arkadaşlar Adana’dan bir arkadaşa arabasının fotoğrafını, dergi kapağında kullanmak için söz vermişler. Ben de aynı zamanda İstanbul’dan başka bir arkadaşa söz vermiştim. Nasıl yapalım diye düşünürken, bu ay 10 bin bir kapaktan, 10 bin diğer kapaktan basalım dedik. Bu bir riskti ama bize olumlu dönüşleri oldu. O ay biz normal adedin üzerinde sattık. Çünkü aynı dergiyi iki farklı kapaktan alanlar oldu. Modifiye dergilerinde kapaktaki arabanın içeriği önemlidir. Normalde dergikapağında ya Porsche ya Ferrari olmalı. Bu arabalar hayalleri beslediği için dergi o otomobillerle çok satar. Fakat bir modifiye tuning dergisinin kapağında Ferrari veya Porsche olması satışı artırmaz. Onun yerine güzel modifiye edilmiş bir 406 satışları çok daha etkiler.

Peki Drift ile nasıl tanıştınız ?

Sürekli yurdışı tuning fuarlarına gidiyordum. Paris Tuning fuarında drifti canlı izleme şansım oldu. Videolarını filan izliyordum ama ilk defa canlı izlemiştim ve şu fikre kapıldım; biz bugüne kadar EĞLENMEMİŞİZ. Drifti Türkiye’de  yapmaya karar verdim. İrlandalı bir ekiple görüştük . Tam anlaşmak üzereyken bir telefon aldım. Telefondaki bir kadındı… “Benim erkek arkadaşım drift yapıyor ve sizinle görüşmek istiyor” dedi. Erkek arkadaşının kim olduğunu sordum ve Harald Müller olduğunu söyledi. Bu ismi bir yerden tanıyordum. Sonra hatırladım. Ne zaman eğitim vs. için yurtdışına çıksak, Mercedes’te eğitimi hep Harald Müller veriyordu. “Bu adam drif de mi yapıyormuş! Sonra Atatürk Olimpiyat Stadı otoparkında görüşmek için sözleştik. Harald Müller’in Almanya’da drfit okulu varmış. Harald Müller ile Türkiye’de drift okulu açmaya karar verdik. Drift organizasyonları yaptık. Daha sonra Harald Müller ile drfitte dünya rekorunu kırmaya karar verdik. Toyota  GT86 ile Samsun’da  Amerikalının rekorunun neredeyse  iki katına çıkarak dünya rekorunu kırdık.

Daha sonra ben bazı sebeplerden dolayı dergiyi ve drift Akademi’yi bırakmak zorunda kaldım. Tabi dergi de kapandı . Şimdi Otostil dergisinde yazı işleri müdürlüğünü yapıyorum.

Hayatınızda yaşadığınız en önemli olay ne?

1992 Boğaziçi Rallisi Mahmut Şefket Paşa Etabı. Çocuğun biri ralliyi izlemek için çok ters bir yerde duruyordu. Tam viraj ağzı. Ben de çocuğu ikaz etmek için “burda durma” dedim. Tam o esnada Ali Deveci virajı döndü geliyor. Ben de hemen çocuğu yolun dışına ittim ve Ali Deveci bana çarptı.

Peki test edip unutamadığınız otomobil?

Pagani Zonda tabii ki.

14 Şubattı… Sevgililer günü için Roma İmola pistinde bir test paketi vardı. Ben de bunu kendim için aldım (hem de iki paket). Test pilotu “herkes bir bilet alıyor siz niye iki bilet aldınız?” diye sordu.  Ben de birinci bileti arabayla aşk yaşamak, ikinci bileti ise arabayı pistte kullanmak için aldığımı söyledim. İlk tura çıktık, ben arabanın vitesini, direksiyonunu, kokpitini vs. incelemeye başladım. İkinci  üç tura çıktık. Ben arabayı pistte kullanmaya başladım. Tam üçüncü tura girdiğimde yanımdaki test pilotu dördüncü turu at dedi. Tur bittiğinde sordum;  “Neden bir tur fazladan izin verdin”.Dedi ki kullanma şeklinden çok hoşlandım. Bu test için evet bir para veriyorsunuz cebinizden ama her parayı vereni de teste almıyorlar daha önce kullandığınız arabaların seceresine kadar soruyorlar. Muhteşem bir deneyimdi…

 

 

Peki bu sektöre girmek isteyen gençlere tavsiyeniz var mı?

İşin özü şu; ben hep hayallerimin peşinden gittim. Bu konuda da hiç pişman değilim. Türkiye’ye ilkleri getirdim. Tuning dergisi olsun,Tuning Fuarları olsun, Drift yarışları olsun, Drfitte dünya rekoru olsun… Bunu yaparken de hep hayallerimin peşinden gittim. Bu süreçte de gerek otomobil sektöründen olsun gerek ralli camiasından olsun çok değerli insanlarla tanıştım. Onun için gençlere de şunu diyorum; hayallerinin peşinden gitsinler ve olmayanı yapsınlar. Olanın peşinden gitmesinler …

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someone