Alfa Romeo Tutkunlarının Aytuğ Ağabeyi Aytuğ Acar ile Alfa Romeo ve Otomobiller Üzerine Konuştuk.

Aytuğ abi seni biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Aytuğ Acar; Almanya Köln’de doğdum. Babam Alman’ya Ford fabrikasında ustaydı. Bendeki ustalık genlerden geliyor

Peki Alfa Romeo ile ilk nezaman tanıştın ?

Gurbette Yunan ve İtalyanlar ile çok iyi anlaşırsın. Babamın da o dönemde arkadaşları Yunanlı ve İtalyan. İkinci çocuk geliyor daha büyük bir eve taşınalım diyor . O sırada da İtalyan arkadaşları bizim mahallede bir ev var diyor ve biz, ben daha doğmadan İtalyan mahallesine taşınmışız. İtalyanlar da şöyle bir milliyetçilik var; İtalya, Almanya yakın olduğu için İtalyan komşularımızın arabaları İtalya plakalı ve İtalyan marka çoğunluklada. Böyle olunca arabanın vergisi vs. hep İtalya’ya ödüyolar. Altı ayda bir Almanya’dan İtalya’ya girişi çıkış yapıyorlar. Düşün bütün mahalle İtalyan ve nerdeyse mahalledeki bütün arabalar İtalyan ve çoğunlukla Alfa Romeo. Arabalara inanılmaz ilgim var o yıllarda. Bu günkü gibi internet ,google vs olmadığından elime geçen her mecmuayı, okuyorum. Bu dediğim yıllar 80’ lerin başı .

Birgün okula gitmek için evden çıktım, kapının önünde muhteşem sıfır bir Alfa Romeo Alfetta GTV. Arabanın etrafında on tur attım sonra okula gittim ama bir türlü dersler bitmek bilmedi. Aklımda da kapının önündeki araba… Ya giderse, ya göremezsem… Keşke fotoğrafını çekseydim. Sonra okul sonrası ben üzgün üzgün kesin araba gitmiştir diye eve giderken bir baktım kapının önünde duruyor. Koşa koşa eve çıktım. Filmli bir makinemiz vardı. Ona 36’lık film koyup inip aşağı fotoğraflarını çektim. Sonra ne olur ne olmaz diye bir 36’ lık film daha takıp fotoğraf çekerken arkamdan bir el omzuma dokundu. Komşumuz İtalyan dondurmacı. Napıyorsun?dedi. Baksana dedim ne güzel araba, belki gider diye fotoğraflarını çekiyorum. Dedi ki yok gitmez gitmez ben aldım,  benim arabam, gel seni gezdireyim. Bindik arabaya performanslı bir makina. O gün Alfa’ya olan aşkım başladı. Türkiye’ye geldiğimde de nasip oldu farklı dönemlerde üç tane GTV ‘m oldu, Benim gözümde halen yeri çok farklıdır.

 

Peki Motorsiklet ile tanışman nasıl oldu?

Motorsiklete Cross ile başladım. Almanya’da anne, baba bütün gün işe gider, sen de okula gider gelirsin. Akşam onlar gelene kadar bir boşluğun vardır. Ben genelde parkı pek sevmez, mahallede dolanırdım. Bizim arka sokakta da Suzuki bayi vardı. Satış ,servis ve yarış takımı vardı. Bu okuldan boşta kalan zamanlarımın büyük bir kısmında gidip Suzuki servisine,  camın dışarısından bakarak geçiriyordum. Sürekli gidip poster ve katalog alıyordum. Onlar da zaten ilgimin farkındaydı . Altı ay boyunca okul dondurmacının GTV ‘si ve Suzuki bayi arasında mekik dokudum.

En son benim inadıma dayanamayıp baban gelsin, babanın onayını almamız lazım dediler. Çünkü nihayetinde motor üzerime düşebilir ve kaçak çocuk çalıştırmaktan çok ciddi cezalara maruz kalırlardı. Nihayetinde orası Almanya ve Almanya’da bu işler çok ciddi.

Neyse ben babamın altından girdim üstünden çıktım en sonunda dükkana gitmeye ikna ettim. Gittik dükkana babam evrakları imzaladı ve bende Suzuki bayide işe başlamış oldum ama okul sonrası ve sadece büro kısmında. Sonra ben sekretere yardım etmeye başladım. Ürünleri öğrendim, parçaları öğrendim. Sonra belli bir zaman geçti, aklım hep motor kısmında. Bir gün dediler ki uygun bir cross motor var yarış için bunu sana alalım. Gittim babamla konuştum, babama fiyatı pahalı geldi. Sonra dedim bir şekilde bu motoru almaya babamı ikna etmem lazım. Güzel bir BMX bisikletim vardı onu sattım sonra orgumu sattım. Epey bir para toplamış oldum. O farkı düşüp babama dedim ki baba motor ucuzlamış, şu fiyata o da ikna oldu ve ilk motorumu almış oldum. Sonra kros yapmayı ve yarış tekniklerini öğrettiler bana. Sonra motoru sök tak, parça değiştirmeye başladım. Derken babam Ford’da usta olduğu için bana otomobillerin mekanik eğitim videolarını ve dökümanlarını getiriyordu. Ben de elime geçen bütün servis kitapçıklarını ve ustaların yazdığı kronik sorun çözme kitapçıklarını okuyordum. Sonra bunları arkadaşlarımın motorlarında deniyorduk. İçinden çıkamadığımızda da çalıştığım Suzuki dükkanına getiriyorduk orda hallediyorlardı. Sonra zaman içinde hem çok okuyarak hem de okuduklarımı eşin dostun arabalarında ve motorlarında uygulayarak epey ustalaştım.

Türkiye’ye ne zaman döndün ?

1992 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. Bursa’ya yerleştim. Gelir gelmez de bir tane Suzuki GSX-R 1100 aldım. O zamanlar şimdiki gibi bir motosiklet sektörü yok. Motor var ama çoğu Mz veya Java. Durumu iyi olanlarda da BMW’ler var. Yedek parça sıkıntılı. Baktım olacak gibi değil Bursa’daki, Almanya’ya giden tırcı arkadaşlar ile bir yedek parça getirme işine girdik . Ben burda ihtiyacım olan parçanın kodunu ve resmini tırcı arkadaşa veriyordum o da gidip Almanya’daki dostlarımdan parçaları bana getiriyordu. Hatta bir keresinde yarış arabası yapıyoruz dedim. Şu marka emniyet kemeri lazım. Markasını modelini yazdım… Arkadaş bir getirdi arabanın orjinal emniyet kemeri yarış için olan değil. Onun için de artık hata olmasın diye gerekirse dergilerden ve ya katalogtan resim kesip onunla gönderiyordum . İlk başta sadece kendi arabam ve motorum için bunu yapıyordum. Sonra çevremdeki arkadaşların araba ve motorları içinde getirtmeye başladık. Sonra ben dedim bir ekip kurup bu işin ticaretinde gireyim. Bursa’daki en iyi ustalarla birlikte bir ekip kurduk. Böylece hobi amaçlı yaptığım motosiklet ve otomobil yedek parça modifiye işi resmileşmiş oldu. MOMO markasının ve daha birçok markanın Türkiye temsilcisiydim. Özel yarış koltukları, performans parçaları vs. getirtiyordum. Türkiye’de o yıllarda Tuning ve ya Modifiye diye birşey  yok ama benim garajımda yarış koltukları,turbo kitler vs. duruyordu. Sonrasında kendime yarışmak için güzel bir Opel Manta 200 yarış arabası yaptım. Sonra bir sabah bir kalktık ülkede devalüasyon olmuş. Tabi ben Almanya yetişmesi devalüasyonun ne olduğunu bilmiyorum. Neyse baktık satışlar durdu. Yurtdışından getireceğin parça 1000 mark oldu, 3 katına çıktı. Neyse sonra bir de Ecevit dönemindeki krizle birlikte dedim bu iş olmaz. Yurtdışından parça getirmeyi bıraktım. Sadece eşimin, dostumun, tanıdığımın proje arabaları için parça getirmeye başladım. Örneğin sana Alfa Romeo GTV toplayacağız. Gerekli olan bütün parçaları getirtip proje arabası olarak yapmaya başladım. Öyle ben getirteyim nasılsa satarız olayını bıraktım.

2005 yılında İstanbul’a yerleştim. Zaten Almanya’dan geldiğimden beri de bir ayağım istanbul’daydı. Haftanın nerdeyse iki üç günü istanbul’a giderdim ama 2005 yılından sonra Maslak Sanayi Sitesi’nde dükkan açtım. Burda da otomobil ve motosiklet üzerine hem servis hem modifiye hem de kişiye özel uygulamalar yapıyordum. Aaynı zamanda da motosiklet ve otomobil eğitimleri veriyordum.

 

Dünya Ralli Şampiyonası için bir araç hazırlamışsın .

Evet 2010 senesinde ki Dünya Ralli Şampiyonası’nın ve Avrupa Şampiyonası’nın Türkiye ayağı için 1 ay gibi kısa bir sürede, bir tane Opel Astra G ralli otomobili hazırladım. Aynı zamanda o otomobil ile rallide yarışacak  Ömer Köstek ve Azmi Sağıroğlu’nu ralliye hazırladım ve de tüm servis hizmetini de kendim verdim. Çok güzel bir tecrübeydi. Dünyanın en zorlu ralli  yarışına, milyon dolarlık ralli takımlarının arasında amatör ruhumuzla yarıştık.

Peki Neden Alfa Romeo ?.

Alfa Romeo’yu anlamak için İtalyayı ve İtalyanları iyi analiz etmek gerek. İtalya tasarım konusunda çok çok başarılı. İtalyanlar heyecanı seven ve genel olarak agresif yapılıdır. Baktığımızda İtalya’nın sokakları dardır,  aynı zamanda Alpler’de burda. Genel olarak bütün bu özellikleri üzerinde barındıran bir otomobil Alfa. Hızlı viraj alabilen, tasarımı güzel, sportif . Ben her marka, model arabaya bindim.  Hiçbirinde ne kullanımında ne de beni heyecanlandırması bir Alfa değil. Aynı zamanda agresif kullanımda direksiyonun verdiği tepkilerde hiçbir otomobilde yok. Hiç sanmıyorum ama günün birinde bindiğim bir araba gerek yolda hissettirdikleri ile gerekse verdiği heyecan ile Alfa’dan iyi olursa ozaman Alfa’cı olmayı bırakırım.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someone